Cebel-i Nur
- Saygı Turizm

- 27 Tem
- 5 dakikada okunur
GARI HiRA (CEBEL-İ NUR)
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

Ayet: “Oku, ismiyle o rabbinin ki, yarattı. İnsanı bir alak (Pıhtılaşmış kandan) Oku o keremine nihayet olmayan rabbindir. Kalemle öğreten de.O insana bilmediği şeyleri öğretti.(Alak1 – 5)
Miladi 610 yılının Ramazan’ın 17 günü Hira’dayken Namus-u Ekber muazzam bir şekilde görülmüş Cebrail a.s bu mağarada ilk vahiy ile gelmiştir.
Mescid-i Harem’a 5 km. mesafede Mescid-i Haram’ın Kuzey doğusunda Cebel-i Nur’un zirvesinde dağın yüksekliği 281 m.dir.
Mağaranın uzunluğu 3 m., genişliği 1,30 m. Yüksekliği 2 m.dir. Ona çıkmak takriben bir saattir. Peygamber Efendimiz 38 yaşındayken bazı ışıklar görmüş 39 yaşında olduğu gibi çıkan sadık rüyalar görmeye başlamıştır. Son 6 ayda şehirden tamamen uzak insan ve evlerden uzak tefekkür ile meşgul oluyordu. (Tarihi Mekke s.124)
Cennete girecek, bu dağ üç dağdan bir tanesidir. O bir dağ Sevr dağıdır, sol tarafımızda. Onun dibinde de Akebe biati yapılmıştır.
Efendimiz (s.a.v.) 40 yaşına girmişti, Ramazan-ı şerifin 17’si Kadir Gecesiydi. Geceyi bitirip sabahı başladığı o günün başlangıç saati efendimizin dünyaya geldiği bir vakitti. Mağaranın içinde inzivadaydı.
30
Cibril-i Emin insan suretine girerek, teşrif ettiler de; ( اقْرَأْ يا مَحمد ) “İkra ya Muhammet!” dedi; “Oku!” Efendimiz; (ما أَنا بَقارى ) “Ma ene bi-kari.”
“Ben okuma bilmiyorum.” Veya “Neyi okuyayım?” buyurdu.
Cibril-i Emin oku dediğinde efendimiz üç kere söyledi üçüncüde efendimizi kucakladı ve sıktı. Sıkınca ala rivayetin içinde Kur’an yazılı olan kalbin perdesi açıldı. Efendimiz Cibril aleyhisselamın “İkra” demesiyle efendimiz; (بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ ) “Bismirabbikekellezihalak.” “Rabbinin ismiyle oku.” olan Alak suresinin ilk beş ayet-i kerimesi nazil oldu.
Efendimiz (s.a.v.) mağaradan çıktı sabaha karşı aydınlık biraz basmıştı. Güneş doğmak üzereydi. Cibril (a.s.) “Ya Muhammed” diye seslendi. Efendimiz etrafta kimseyi göremeyince havaya baktı. Cebrail a.s. göğü kaplayacak şekilde yeşil kanatlarını açmış bir melek. Buyurdu ki; ( أنا جَبريل اَنت مَحمد اَلرسول ) “Ene Cibril ente Muhammedül Resul.” dedi. Bir kelimeye “insanları ve cinlileri davet etmeye vazifelendirildin.” buyurdu.
O kelimede (لَا إِلٰهَ إِلَّا اللَّهُ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ) “Leileheillah Muhammedurrasulullah” Allah’ın bir olduğunu sen kendininde Allah’ın kulu ve Rasulü olduğunu insanlara ilan etmendir.” dedi ve hemen aşağıya uçak iner gibi insan kanadı ile yere vurdu ve ordan bir su çıkardı.
Cibril a.s. insan suretinde olup abdest aldı efendimize abdest almayı öğretti ve ilk defa burada abdest aldı. Cebrail (a.s) 2 rekât namaz kıldı ve Peygamber efendimize de öğretti. Miraç hadisesine kadar efendimiz o iki rekât namazı kılıyordu. Bazıları dediler ki günde 2 rekattir. Bazıları dediler ki gündüz 2 rekât gece 2 rekattir, işte burada öğrendi.
Peygamber efendimiz buyuruyorlar ki; “Ben orada abdest aldım namaz kıldım ya; yukarıda ki vahyin heyecanından eve gelinceye kadar hiçbir ağaç hiçbir taş olmadı ki esselemü aleyke Ya Resullullah demesin.”
Evet bu dağa iyi bakın bu dağın üzerine islam ağacı dikildi, dalları dünyayı kapladı. Müslüman olanlar onun meyvesinden istifade etti.
İyi bakın bu dağda İslam güneşi parladı. Dünyadaki inanacak insanların gönüllerini aydınlattı iman sahibi oldukları için insanlar meraken insanlar bu ziyaretleri yapıyorlar.
Ve yine İslam dininin temeli bu dağın temelinde atıldı. Kitapların anası Kur’an-ı kerimden 5 ayet bu dağın üzerinde indi.
Bu dağı Velayeti Sura erbabı değil, Velayeti kübra erbab-ı da değil, Velayet- hülya erbab-ı baktıkları zamanda nur ile kaplı gördükleri için Araplar bu dağa Cebeli Nur derler.
Cenab-ı hak bu dağdaki bereketten bizim gözlerimize bizim yüzümüze bizim içimize gelecek neslimize payidar ihsan etsin.
Efendimiz (S.a.v) evine varınca “Ya Hatice ört beni korktum, görmediğimi gördüm, duymadığımı duydum.” dedi.
Hz. Hatice validemiz Efendimizi amcası Varaka Bin Nevfel’e götürdü. O yüz yaşlarında idi gözleri az görüyordu kulakları zayıf duyuyordu fakat hanif dinine mensuptu İbrahim (a.s) ‘dan gelen yolun yolcusuydu.
Çok kitap okuduğu için geçmiş ve gelecekten haberi vardı. Hatice validemiz onun yeğeniydi. Analar anası efendimizin elinden tutarak ona götürdü başından geçenleri anlatdı.
Efendimiz dedi ki; “İşte bana şunları söyledi gelen.” O da “Kuddus kuddus kuddus. O Hz. Musa’ya gelen Cebraildir. Sende bu ümmetin bu ümmet için peygambersin. Eğer ben yaşlı olupta ölmeyecek olursam veya genç olsaydım, seni buradan; buralılar buradan seni çıkmaya mecbur edince, sana yardım ederdim.” dedi.
Peygamberimiz “Beni buradan çıkaracaklar mı?” dedi.
“İşte senin gibi buradan geçen her peygamber kavmini hakka davet etmiştir. Ondan o peygamberi sürmüşlerdir.” dedi.
Efendimiz geriye geldi. Ondan sonra dedi ki; “Ya Hatice ben bir kelimeye ins ve cinni davet için vazifelendirildim. Bana kim inanır, ben bunu kime teklif edeyim?” deyince Hz. Hatice; “Bana teklif et.” dedi.
Efendimiz öyle ise söyle buyurdu. “Eşhedü enle ileeheilllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasuluh” kelime-i şehadeti söyledi. Abdest al; iki rekât namaz kılacağız, dedi ve iki rekât namaz kıldılar. Ve çığrı kadınların çığrını açtı.
Bugün yer yüzünde kadınlardan biri Müslüman olsa, onun aldığı ecirden hatice validemize pay ayrılır.
Gündüz olunca da, “ben Allahın bir olduğunu erkeklere kime anlatsam, hangi topluluk da söylesem benim peygamber olduğumu” diye düşünürken; “Ebu Bekir Sıddık Hz. leriyle arkadaşlardı ikisi de” Evi Beytullahın batı tarafındadır. Evinden çıkmış Resulullah efendimizle hasbühal etmek için merveye gelir. Peygamber efendimizin evi mervede o zaman. Oraya gelmek için yolda karşılaşmışlar, ben sana geliyordum. Peygamber efendimiz “Bende sana geliyordum.” demiş. Ebu Bekir Sıddık hazretleri; “İnsanlar çıkmazın içindeler, kendi elleriyle yaptıklarına tapıyorlar, yiyecek cinsten ise yiyorlar, bir saçma sapanlığın içindeler, zulüm aldı yürüdü, garip mi bir insan onu her zaman eziyorlar. Bu iş nereye kadar varacak acaba diye ben bugün çok düşündüm seninle bir görüşelim.” Demiş. O da “Ya Ebu Bekir Allah bir bende onun peygmberiyim vazifelendirildim, seni buna davet ediyorum” deyince; Ebu bekir sıddık malumat sahibi, asaletli insan, kibar, efendi demişki; “Madem bu vazife verilmiş ise sana sende bazı şeyler olması lazım.” demiş. O zaman demiş ki; “Bundan 18 sene evvel gördüğün rüya ile alakalı yazdırmış olduğun mektup varya.” deyince düşünmüş, Ebu Bekir Sıddık hazretleri 38 yaşında Müslüman oldu.
Demek ki 18-20 sene bir rüya görmüş. Gökten ay inmiş parça parça parçalanmış, Mekke-i mükerreme deki evlere girmiş çıkmış, ayın parçaları hepsi göğe gitmişler ama Ebu Bekir Sıddık Hz. leri ayın parçası eve girince kapıyı kapatmış, çıkarmamış dışarıya.
Böyle bir rüyayı heyecanla ertesi gün Yahudi bir kadın varmış rüya yorumcusu yordurmak istemiş; “Oğlum bu karışık bir rüya bu yorumlanmaz.” O sonra Şam tarafına ziyarete gittiğinde kilisenin papazına söylemiş. Papaz ona demiş ki “Nerelisin?” Demiş ki “Ben Mekke halkındanım.” “Peki sülalen ne?” Oda demiş; “Kureyş” efendimizle 7. Batında birleşirler Eyüpoğlu kabilesindendir Ebu bekir sıddık hazretleri efendimizde Haşimoğlu kabilesindendir.
Ne demiş; ileride “Bu ümmete vaad edilen peygamber oradan zuhur edecek, sende hayatta onun arkadaşı öldükten sonra vekili olacaksın.” demiş, oda demiş ki; “Eğer bu dediklerin doğru çıkarsa, sana 13 tane altın vereceğim.” demiş. “Yaz o zaman öyleyse bir mektup.” Yazmışlar, Ebu bekir sıdddık Hz. leri mektubu bir rivayete göre cebinde bir rivayette evinde gizliyormuş. Efendimiz onun rüya tabiri ile alakalı mektup yeterli buyurmuş.
Hiçbir şey anlatmadan öylece sarılmış ne demek lazım "Eşhedü enle ilaheilllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasuluh" kelime-i şehadeti söylediya erkek olarak erkeklerin çığrını açarak o peygamberimizden sonra en faziletli insan o çığrı açmış.
İşte bu dağdaki verilen talimat üzere kıyamete kadar gelecek insanlara cennet yolu göstermiş ve neticede “Cennete girinde; buralar sıcak, dünya sıkıntılı bir yer, cennete girin de istirahat edin.” dermiş. Bizim de kulaklarımız bunu duymuş nasibimiz varmış Müslüman olduğumuza sonsuz hamd ederiz.
Bu taşlar peygamber efendimizi kaç defa gördü kim bilir, ashab-ı kiramı ne kadar gördü kim bilir, ayak izleri taşların üzerinde ne kadar vardır, bu yüzler hürmetine o izler hürmetine Cenab-u hak bizleri zatına kul habibine ümmet çoluk çocuğumuzla eshabına bakınmadan cennet nasip etsin ve böyle dua edin ve perdesiz aralıksız cemalinden isteyin ve böyle nasip etsin birer fatiha üç ihlas-ı şerif okuyup dua edelim.”




Yorumlar