Kâbe'nin Yapılışı
- Saygı Turizm

- 27 Tem
- 3 dakikada okunur
وَعَهِدْنَا إِلَىٰ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ أَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ ﴿١٢٥﴾ سورة البقرة
Ayet: “ Ve İbrahim ile ismaile şöyle ahd verdik: Beytimi hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için hem rüku ve sücude varanlar için tertemiz bulundurun” Bakara 125

Cenab-ı Hak, İbrahim (A.S)’a Hacer validemiz ve İsmail A. S’ı belde-i harama götürmesini vahyetti. Hz. İbrahim, İsmail (A.S)’ı kucağına, Hacer validemizi arkasına almış, Cebrail A.S kendisine refakat ediyordu. İbrahim A.S nerde bir yeşil yer görse: “Bura mı Ya Cebrail” diyordu. Nihayet beytullah’ın bulunduğu yere geldiler. İbrahim A.S “burası ne ziyarete ne de davarcılığa elverişli” dedi. Cebrail A.S: Evet lakin burada senin oğlunun soyundan bir çocuk gelecek “Kelimetü’l-Ulya” onunla tamamlanacak. (Peygamberler Tarihi)
İsmail (A:S)’ın kurban edilmesi hadisesinden 7 veya 13 veya 17 sene sonra yukarıdaki ayet-i celilede işaret buyurulduğu üzere Cenab-ı Hak: “Ya İbrahim benim için bir beyt yap.” Emrini veriyor. Bir rivayete göre Cibril A.S’ın tarifi ile diğer rivayete göre ka’benin yüksekliği ve genişliğine uygun olarak meydana getirdiği buluta lisan vererek: “Ey İbrahim, kabenin yükseklik ve genişliğini bana göre yap” diyor. Bu şekilde ka’benin inşasına İbrahim ve İsmail A.S başlıyor. (Mir’âtül Harameyn 250)
Tarihi rivayetlere göre Ka’be-i Muazzama 11 defa bina edildi.
1- Melaike-i Kiram tarafından,
2- Âdem A.S tarafından,
3-Şit A.S tarafından,
4- İbrahim ve İsmail A.S tarafından,
5- Amalikalılar tarafından,
6- Cürhumîler tarıfından, (zemzem bu zamanda kesildi)
7-Kass İbn-i Kilab,
8- Kureyşliler tarafından (hicretten 18 yıl evvel), (zemzem tekrar bulundu)
9- Abdullah İbn-i Zübeyr (hicrî 65 yılında),
10- Haccac ibn-i Yusuf (hicri 74 de),
11- Sultan Murat Hicri 1040 de. (Tarihi Mekke-i Mükerreme s.34)
Ruhul-Beyan’dan (2/63); Kabe’nin on kere bina edildiği söylenildi.
Ka’be-i Muazzamanın yüksekliği 14 m., Mültezem ciheti uzunluk 12,84 m., Hatîm ciheti uzunluk 11,28 m., Rükn-ü Yemânî ile Hatîm arası 12,11 m., Rükn-ü Yemânî ile Hacerülesved arası 11,52 m.
➢ Abdullah İbn-i Ömer R.A rivayet ediyor: “Cenab-ı Hak, Adem A.S’ı Cennet’ten (yeryüzüne indireceği zaman) buyurdu ki: Muhakkak ben seninle beraber bir beyt indireceğim ki, Arşımın etrafı tavaf olunduğu gibi etrafı tavaf olunacak, Arşımın etrafında namaz kılındığı gibi onda namaz kılınacak. Tufan zamanı gelince (o beyt semaya) kaldırıldı. Peygamberler onu ziyaret için gelirler ancak
15
mekanını bilmezlerdi. İbrahim A.S bulunduğu mekâna onu yerleştirdi. Onu beş dağdan (aldıkları) ile bina etti. Hıra, Nebir, Lübnan, Cebeli’t-Tur, Cebeli’l-Hayr. Gücünüz yettiği kadar ondan istifade ediniz”
➢ Nuh tufanı sırasında Kâbe’nin kumlara gömüldüğü sonrasında ise ayette belirtildiği üzere, Hz. İbrahim’in Allah’ın emri ile Kâbe’nin bulunduğu yere gittiği ve Kâbe’nin temellerini bularak o temeller üzerine bugünkü mevcut Kâbe’yi inşa ettiği kabul edilmiştir.
➢ Rasulüllah Efendimiz’de bu inşaat esnasında 35 yaşında iken bulunmuşlar ve Hacerul-Esvedin konulmasına hakemlik etmişlerdir.
RASULÜLLAH EFENDİMİZ ZAMANINDA KÂBENİN TAMİRİ;
Kâbe’nin içinde bir kuyu vardı. Mekke’liler onu hazine ittihaz etmişlerdi. Kâbe’ye getirilen hediyeler oraya konurdu. Kâbe’nin bazı yerleri yıkılmış olduğu için biz hırsız içeri girmiş, kuyuda saklı bulunan kıymetli eşyaları çalmıştı. İşte bu sebeple Kureyş’liler Kâbe’yi söküp yeniden yapmaya karar verdiler. Bu sırada bir Rum tacirin gemisi Kızıldeniz’de kazaya uğramıştı. Bu Gemi’nin kerestelerini Kâbe’nin yapımında kullanmak için satın almak üzere Velid ibni Muğıre’yi Cidde’ye gönderdiler. Oradan Bakum namında bir Yunanlı mîmarı’da Mekke’ye getirdi.
Kureyş’in bütün kabileler hep beraber Kâbe’yi yeniden yapmaya başladılar. Peygamber efendimiz de Kureyş’le birlikte çalışmış, hatta taş taşımaktan omuzları yara olmuştu.
Bir ara amcası Abbas ile birlikte taş taşırken, Hz. Abbas ona, ihramını çözerek omzuna koymasını bu suretle omzunun incinmemesini söylemişti.
Mübarek vücudu açılınca birdenbire kendinden göçüp yere düştü. Ayılınca derhal ihramını almış ve bütün vücudunu örtmüştü. Daha sonra Ebû Talip kendisine sorunca, şu cevabı vermişti; “İhramımı toplayıp omzuma koyduğum zaman vücudum açılınca şöyle bir ses duydum: ‘Ya Muhammed! Azanı ört. Sen peygamber olacaksın. Sana yakışmaz.’ Peygamber Efendimizin gaipten duyduğu ilk ses bu idi. O sırada 35 yaşlarında idi.
➢ Hakemliği;
Bütün Kureyş kabileleri en asil, köklü ve şerefli kabile kendileri olduklarını bu sebeple Hacerü’l-Esved’i yerine koyma hakkının kendilerine ait olduğunu iddia ettiler. Cahiliyye devrinde hayat memat meselesi olan, çok ciddi meselelerde kabile reisleri ellerini kan dolu bir çanağa batırarak kana bular, yenim ederlerdi. Dedikleri olmazsa, kılıçlar çekilir harp edilirdi. Bütün kabile reisleri bu şekilde yemin ettiler. Artık kılıçlar çekilecek birbirlerini öldüreceklerdi. Bu arada Ebû Ümeyy şöyle bir teklifte bulundu; “Sabahleyin Safa tepesinden ilk gelen zât kendilerine bu işte hakem olsun.” Bu teklifi kabul ettiler. Sabah Sâfâ tepesinden ilk girenin Rasülullah Efendimiz (s.a.v.) olduğunu görünce herkes sevindi. Çünkü o, doğruluğun, dürüstlüğün, sadakatin, hak ve adaletin mücessem bir timsali idi. Ona “Muhammedü’l-Emîn” derlerdi. Ona durumu anlattılar. Rasulüllah Efendimiz gülümsedi, bir örtü getirtti ve kendisi örtüye Hacerü’l-Esvedi koyarak her kabileden bir temsilcinin örtünün kenarlarından tutarak hep beraber yerine koymak üzere kaldırmalarını istedi. Kaldırdılar. Sonra da Peygamberimiz mübarek elleriyle örtünün içinden alıp yerine koydular. Böylece büyük bir ihtilaf önlendi herkes memnun oldu.




Yorumlar